IN BETWEEN

IN BETWEEN DANIŞMANLIK

Bir Otel Odasının Konforu, Plandaki Küçük Kararlarda Saklıdır

Zeynep Didem Bardakcı · 17 Ekim 2026

Bir otel odasına ilk girdiğimiz an, çoğu zaman bir görüntüyle karşılaşırız: yatak, perde, belki bir manzara. Fotoğraflarda gördüğümüz de bu andır. Oysa odayla asıl ilişkimiz, valizi bıraktıktan sonra başlar. Telefonu nereye şarj edeceğimiz, ceketi nereye asacağımız, gece kalktığımızda ışığı nasıl bulacağımız… Konfor, bu küçük soruların cevabında saklıdır.

Bir otel odası, birkaç metrekareye sığdırılmış bir günlük hayattır. Uyumak, giyinmek, çalışmak, yıkanmak, dinlenmek ve tekrar yola çıkmak aynı küçük alanda, çoğu zaman yabancı bir yerde ve yorgun bir bedenle gerçekleşir. Bu yüzden odanın fonksiyon şeması, yani hangi işin nerede ve hangi sırayla yapılacağı, misafirin o mekânda kendini ne kadar rahat hissedeceğini doğrudan belirler.

Islak hacmin yeri: Odanın ritmini belirleyen ilk karar

Banyonun girişe mi yoksa pencere tarafına mı yerleştirildiği, odanın bütün akışını değiştirir. Girişe yakın bir ıslak hacim, gürültüyü ve tesisatı koridor tarafında toplar, yatak alanını sakin bırakır. Pencereye açılan bir banyo ise gün ışığını ve ferahlığı içeri taşır; ancak mahremiyet, buhar ve gece kullanımı yeniden düşünülmelidir.

Gece kalkan bir misafirin yataktan banyoya giden yolu kısa, engelsiz ve hafifçe aydınlatılmış olmalıdır. Kapının yatağa doğrudan bakması, ışığın uyuyan kişiyi rahatsız etmesi ya da klozetin sesinin odaya taşınması; planda birkaç santimetrelik kararların sonucudur ve misafir bunları hemen hisseder.

Priz: Küçük bir detay, büyük bir hayal kırıklığı

Misafir şikâyetlerinin en sık tekrar edenlerinden biri, yatağın yanında ulaşılabilir bir priz olmamasıdır. Bugün herkes en az iki cihazla seyahat ediyor ve telefon, gece başucunda duruyor. Komodinin arkasında, yerden birkaç santimetre yukarıda kalan bir priz teknik olarak vardır; ama misafir için yoktur.

Başucu prizlerinin komodin yüzeyine yakın, eğilmeden ulaşılabilir bir yükseklikte olması; USB ya da kablosuz şarj seçeneğiyle düşünülmesi; masada, aynanın yanında ve valiz alanında da ihtiyacın karşılanması gerekir. Saç kurutma makinesinin kullanılacağı yerde bir ayna ve priz birlikte düşünülmezse, misafir banyoyla oda arasında gidip gelir.

Dolap: Genişlik kadar derinlik ve ulaşılabilirlik

Dolap çoğu zaman planın “artakalan” köşesine yerleştirilir. Oysa misafir dolapla gün içinde defalarca temas eder. Askının rahat çalışabileceği bir derinlik, uzun bir elbiseyi ya da paltoyu kırıştırmayacak bir askı yüksekliği, ayakkabı ve çanta için bir alt bölme, kapakların açılırken yatağa ya da kapıya çarpmaması… Bunlar odanın metrekaresinden bağımsız olarak çözülebilir.

Kısa konaklamalarda pek çok misafir valizini hiç boşaltmaz. Bu yüzden açık bir valiz sehpası ya da bavulun açık durabileceği bir zemin, büyük bir dolaptan daha değerli olabilir. Fonksiyon şeması, misafirin gerçekte nasıl yaşadığına göre kurulmalıdır, varsayılan bir senaryoya göre değil.

Işık: Odayı kim, ne zaman, nereden kontrol ediyor?

Odaya girildiğinde ilk ışığın kapının yanında, yatağa uzanıldığında ise tüm ışıkların başucundan kapatılabilmesi gerekir. Karmaşık panellerde hangi düğmenin neyi açtığını bulamayan misafir, gece karanlıkta duvarı yoklar. Okuma ışığının yanındakini rahatsız etmeyecek şekilde yönlendirilmesi, gece için yere yakın, göz almayan bir kılavuz ışık; küçük ama hatırlanan detaylardır.

Çalışma, oturma ve “arada kalan” alanlar

Masa, yalnızca çalışan misafir için değildir. Makyaj yapılan, kahvaltı edilen, harita açılan bir yüzeydir. Masanın pencereye göre konumu, ekran yansıması, sandalyenin geri çekilebileceği boşluk ve priz erişimi birlikte düşünülmelidir. Pencere önünde bir koltuk ise odaya ikinci bir ruh hâli kazandırır: yatağa uzanmadan dinlenebileceğimiz bir yer.

Hareket alanı: Görünmeyen konfor

Yatağın etrafında rahatça dolaşılabilmesi, iki kişinin aynı anda hazırlanabilmesi, kapının açılırken bir mobilyaya çarpmaması… Bu boşluklar planda “boş alan” gibi görünse de misafir için konforun kendisidir. Engelli misafirler için tasarlanan odalarda ise bu ölçüler bir tercih değil, zorunluluktur ve odanın bütün şeması bu gereksinimle birlikte kurulmalıdır.

Sonuç: Konfor, fark edilmeyen kararların toplamıdır

İyi tasarlanmış bir otel odasında misafir prizi aramaz, ışığı bulmak için uğraşmaz, dolabın kapağıyla boğuşmaz. Bunları fark etmez; yalnızca kendini rahat hisseder. Kötü bir kararı ise hemen fark eder ve çoğu zaman hatırladığı da odanın görüntüsü değil, o küçük rahatsızlık olur.

Bu nedenle fonksiyon şeması, dekorasyondan önce gelir. Odanın hikâyesi, malzemesi ve atmosferi ancak bu temel doğru kurulduğunda karşılık bulur. In Between olarak tasarım aşamasındaki projelerde ve faal otellerde odaya misafirin gözünden bakıyor; plan, ışık, ergonomi ve kullanım senaryosunu birlikte değerlendiriyoruz.

Yazılara Dön →

Projenizi konuşalım

İletişime geçin →